........7 Dilde Online Sözlük.........

Türkçe - İngilizce Sözlük
ç - ı - ğ - ö - ş - ü
Kelime:
Türkçe - ingilizce ve diğer dillerde arama
to

Videolar

Loading...

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Sitemiz Açılmıştır!

Sitemiz yayın hayatına başladı. Arşivimizi oluşturduk. Karikatürler, videolar ve gramer anlatımlarının yanında, sorular ve alıştırmalar, ayrıca da kelime bilgisi üzerine içeriğimiz ile İngilizce Öğrenmek İstiyorsanız Doğru Adrestesiniz diyoruz...

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Yurtdışında üniversite seçerken...

Günlerce, belki de aylarca düşündünüz ve sonunda üniversite eğitiminizi yurtdışında yapmaya karar verdiniz. Bunda sonra adım adım yapmanız gerekenleri burada bulacaksınız...


Üniversiteyi Yurtdışında Okumaya Verdikten Sonra
İlk belirlemeniz gereken eğitiminizi sürdürmek istediğiniz konunun ne olacağıdır. Eğer ne istediğinizi biliyorsanız sorun yok. Ama kararsızlıklar yaşıyorsanız yapmanız gereken en doğru hareket, öncelikle hangi konuları istediğinizin bir listesini çıkarmaktır.  Sonra tek tek bu konuları neden okumak istediğinizi, sizin kariyer ve gelecek planlarınızı ne şekilde etkileyeceğini düşünmeli,  kendi doğrunuzu bulmalısınız. Karar vermeye çalışırken üniversitebölüm hocaları ile konuşabilir ve kariyerinizde kendinizi görmek istediğiniz noktadaki kişilerin tecrübelerinden faydalanabilirsiniz. İnternet üzerinden ilgilendiğiniz bölümlerin ders programlarına bakmayı da ihmal etmeyin. Bunların hepsi karar vermenizde yardımcı olacaktır.
Ülke seçerken ...Ne okuyacağınıza karar verdikten sonra sırada ülke seçimi  var. Tabii birkaç ayrı ülkedeki üniversitelere başvurmakta mümkün. Ama en sağlıklı olanı tek bir ülke üzerine yoğunlaşmak.  Doğru ülkeyi seçebilmek için bir takım kriterlere bakmak gerekiyor. Gitmek isteğiniz ülkenin uzaklığı bu kriterlerden biri. Okurken ülkenize yakın, yolculuğun kısa süreceği, acil bir durumda sürekli uçak bulabileceğiniz bir yer olmasını istiyorsanız Avrupa ülkelerini düşünmeniz gerekecektir mesela. İngiltere uçakla 3 saat sürerken, Avustralya’ya ulaşmak yaklaşık 28 saati alabilmektedir.
Tabii ülke seçimde aslında en realistlik kriter maliyet hesabı. Her ülkenin para biriminin Türk lirası değerine göre  okul, konaklama,yol masrafları  yıllık tutarı yapacağınız ülke seçimini çok daha belirgin hale getirebilir. Okul, konaklama, yemek  masrafı olarak düşündüğümüz zaman ortalama rakamlarla Amerika’da  eğitim yıllık 18.000 Amerikan dolarıyken, İngiltere’de 17.000, Kanada’da 10.000 ve Avustralya’da ise 8500 Amerikan doları diyebiliriz. Kanada ve Avustralya paralarının kurlarının düşük olması bu ülkelerde eğitimi daha ucuz hale getirirken, Amerika’nın okul yelpazesinin çok geniş olması ise maliyeti 9000 dolara kadar indirebilme imkanı tanıyor. Gitmek istediğiniz ülkenin vize politikaları doğrultusunda okurken çalışabilme imkanları da yapılacak seçimde büyük etken. Şimdi gitmek istediğiniz ülkeyi belirlediyseniz, sırada daha verilecek bir sürü karar sizi bekliyor demektir. 
Uzayan Okul Listeleri...İlk başta seçtiğiniz ülkede okumak istediğiniz bölümlerin hangi üniversitelerde olduğunu öğrenmeniz lazım. Bu bilgileri almak için hem İnternetten faydalanabilir, hem  Fulbight, British Council, CEC, Avustralya Konsolosluğu ve Uluslararası Eğitim Danışmanları Derneği ( UED)   gibi kuruluşlardan yararlanabilirsiniz. Ayrica eğitim danışmanlığı şirketlerinden de en doğru bilgileri, en hızlı şekilde alabilirsiniz. Üniversiteleri öğrendikten sonra istediğiniz okullardan oluşan  uzun bir liste hazırlamanız doğru olacaktır. Sonra bu  uzun listenin başvuru yapılacak  okul sayısı kadar daraltılması  gerekecek.  En efektif okul başvuru sayısı dört.
Akademik Eş Değerlilik 
Öncelikle seçtiğiniz okulların içinden  akademik olarak eş değerde uygunluk göstereceğiniz  okulları bulmanız gerekecek. Mezuniyet not ortalamanız, okulun istediği minimum ortalamaya uyuyor mu? İstenilen sınavlarda ( SAT, GMAT, GRE, TOEFL gibi) almış olduğunuz puanlar, olması gerekeni tutuyor mu? Şartlı kabul mu istiyorsunuz? Kısacası siz istediğiniz okulun minimum şartlarına uyabiliyor musunuz? Bu kriterleri karşılaştırarak kabul edilebileceğiniz okul tahmini yapmak,  sizi doğru tercihlere biraz daha yakınlaştıracaktır.

Bütçe Eş Değerliliği 
Bu noktada karşımıza gene en önemli kriter çıktı: Para. Bu işe ayırmış olduğunuz bütçe ile okulun maliyetinin eş değerde uygunluk göstermesi en önemli ve gerçekçi tercih nedenidir. Akademik olarak uygun olan okulları belirlediniz. İçlerinden bütçeniz için doğru olanları da seçtiniz. Listeniz en efektif okul listesine doğru hızla azalmakta.

Okulun Yeri ve Yabancı Öğrenciye Sunduğu Olanaklar 
Okulun yeri sizin için belirleyici etken olmayabilir ama dikkat edilmesi gereken bir noktadır aslında. Seçtiğiniz şehir veya kasaba eğer sizin için doğru yer ise, çok yabancı olduğunuz bir ortama giderken sizi motivasyon olarak pozitif yönde etkileyecek, adaptasyonunuzu kolaylaştıracak ve bütün bunların sonucunda başarılı olmanızı sağlayacaktır. Okulların yabancı öğrencilere sunduğu olanaklar da kararınızda etkileyici bir rol oynayabilir.  Yerleşmenize yardımcı olup olmadıkları, yabancı öğrenci oryantasyon programının olup olmadığı, konaklama ve sosyal imkanları, öğrenci nüfusu gibi bilgiler sizin tercihinizi kolaylaştıracaktır.
Listenin Son Hali
Bütün bu aşamaları göz önüne alarak yaptığınız elemeler sonucunda 4 okula kadar inebilirsiniz. 4 okula başvurmak etkili ve başarılı bir yöntemdir. Dikkat edeceğiniz en önemli  nokta: Listeye garanti olarak girebileceğiniz 1, muhtemelen kabul edilebileceğiniz 2 ve girme ihtimalinizin düşük olduğu 1 üniversiteyi yazmalısınız. Okullar başvuruları değerlendirirken o yıl kaç kişinin başvurduğunu, yeni öğrenci kapasitelerini ve o yıl başvuranların genel düzeylerini dikkate alacaklarından istediğiniz ama girme ihtimalinizin zayıf olduğu bir okula da  mutlaka başvurmalısınız.
Dikkat! Eksik Bir Belge Yeniden Başlamanıza Neden Olabilir...Sıra başvuru aşamasında. En çok dikkat edilmesi gereken husus, her üniversitenin kendine göre belirlediği son kayıt başvuru tarihi. Bu tarihi bir gün bile geciktirdiğiniz takdirde, yeni kayıt dönemini beklemek zorunda kalacağınızı unutmayın.
Gerekli belgeleri gönderdiğiniz okullar, bu belgeleri aldıklarına dair bilgiyi size geçeceklerdir. Bundan sonra yapmanız gereken sabırla, inatla belirli aralıklarla başvurduğunuz okulları arayıp, e-mail, telefon ve faks yoluyla başvurunuzu takip etmek olacak. Birden fazla okula kabul edilir ve yeni bir kararsızlık bulutu içerine girerseniz yapmanız gereken en güzel hareket yurtdışı eğitiminde deneyimli kişi ve kuruluşlarla konuşarak son tercihinizi yapmak olacaktır.
Şimdi rahat bir nefes almak ve aldığınız mesafelerin keyfini çıkarmak hakkınız.  Geleceğe doğru  uzun bir yolculuğa başladınız artık. Yolunuz açık olsun...

Kaynak: http://www.cnnturk.com/2010/egitim

Düşler ülkesi Amerika'da eğitim

Ülkemizde yurtdışında üniversite, master ve hatta dil eğitimi için bile hala en çok tercih edilen ülke olan Amerika’da, binlerce eğitim kurumu seçeneği var. Sadece üniversite sayısı 3500. Ayrıca nerdeyse her bütçeye göre okul bulmak mümkün. Burası Amerika. Her an, her şey olabilir!


Amerika’da lisans, yüksek lisans, sertifika veya dil eğitimi ile ilgili bir okul seçimi yapmaya çalışırken bir çok kriter doğru olanı bulmanızda yol gösterici olacaktır. Okulun bulunduğu yer, konaklama seçenekleri, sosyal aktiviteler, fiyat, iklim, güvenlik bu kriterlerden en önemlileridir.  Tercihleri belirlediğinizde sizin için en uygun olanı bulmanız çok daha kolay olacaktır.
Amerika'da Lisans ve Yüksek Lisans
Amerika'da üniversiteler, öğrenime Ağustos sonlarında veya Eylül'ün ilk yarısında başlarlar.  Ders yılı Mayıs’ta veya en geç Haziran başlarında biter. Öğrencinin ders yılı boyunca okula devamı mecburidir. Birçok üniversitede ders yılı sömester denen iki eşit kısma bölünmüştür. Ayrıca yaz dönemi vardır.  Bir kısım üniversite de ise takvim yılı dört eşit kısma ayrılmıştır.  Öğrenciler yaz dönemlerine katılıp katılmamakta serbesttirler.
Amerikan üniversitelerine giriş şartları içinde en önemlileri, öğrencinin bilgi düzeyi, akademik durumu, bilgi ve yetenek testlerinde aldığı sonuçlar, referans mektupları ve Amerika'da öğrenim ve geçim masraflarını karşılayabilmektir.
İngilizce Bilgi DüzeyiAmerikan üniversitelerinde okumanın temel şartlarından bir tanesi, İngilizce dilini,  dersleri bir Amerikalı öğrenci kadar anlayabilecek ve takip edebilecek ölçüde bilmektir.  Çok iyi İngilizce bilmeyen öğrencinin, Amerika'daki herhangi bir lisans, yüksek lisans ya da doktora programına katılabilmesi mümkün değildir. İngilizce düzeyi  TOEFL testi  ile ölçülür.
Öğrencinin Akademik DurumuÖğrencinin herhangi bir üniversiteye kabul edilebilmesi için daha önceki öğrenimi süresince başarılı olması gerekir.  Örneğin, lisans öğrenimi için başvuran öğrenciden lise, yüksek lisans için başvuran öğrenciden üniversite derslerini ve notlarını gösteren transkriptler istenir. Birçok üniversite, kabul şartı olarak en az B (10 üzerinden 7.5 ya da 4 üzerinden 3) genel not ortalaması ister. Daha düşük not ortalaması ile öğrenci kabul eden başka birçok üniversite de vardır. Dereceye girmek de  (örneğin 57 öğrenci içinde 4'üncü olmak) kabulde önemli rol oynar.
Bilgi ve Yetenek TestlerAmerikan üniversitelerinde okumak isteyen öğrencilerin aşağıda belirtilen testlere girmeleri istenebilir.
Referans MektuplarıAmerikan üniversitelerine başvuran öğrencilerden istenen, genellikle  öğrencinin hocaları tarafından yazılan, öğrencinin derslerdeki başarısını, sınıftaki tutumunu, kültürel ve sosyal faaliyetlerini, arkadaşlarıyla uyumunu vb. belirten ve öğrenciyi üniversiteye tavsiye eden belgelerdir.
Amerika'daki Masrafları Karşılayabilmek
Öğrenci yeterli maddi imkanı olduğunu bir banka mektubu ile ya da bir burs belgesi ile kanıtlamalıdır. Banka mektubu, bankadan alınan ve öğrencinin veya ailesinin o bankada belirli miktarda parası olduğunu belirten bir yazıdan ibarettir.
 
EĞİTİM  VE YAŞAM MALİYETİAmerika'da sadece eğitim masrafları okuldan okula değişmek üzere aşağıdaki aralıklar içindedir:
 Üniversite (yıllık)                    $5,000 – $35,000  
 Yaşam (yıllık)                         $11,000 - $19,000

Buna konaklama, yemek maliyetleri, seyahat masrafları,  eğitim boyunca yapılacak bağlantılı bütün masrafları ve sağlık sigortasının da ekleneceği unutulmamalıdır.

AMERİKA’DA İNGİLİZCEİngilizce öğrenmek veya geliştirmek istiyorsanız yine Amerika’da seçenek çok fazla. Üniversitelerin dil bölümleri veya özel dil kursları standart ve yoğun eğitim programları başta olmak üzere her türlü amaca yönelik İngilizce eğitim programları sunmaktadır.
Dil eğitimi veren kuruluşlar genellikle kur sistemiyle çalıştıkları için eğitim alacağınız süreye kendiniz karar verebilirsiniz. Eğer İngilizceyi hiç bilmiyor ya da az biliyorsanız, size gerekecek süre en az 8-9 aydır. Bu sürenin 10-12 ay gibi bir süreye çıkması eğitiminizi daha yararlı hale getirebileceği gibi, gerekli de olmayabilir. Dil eğitimi almanız gereken süreyi kesin olarak belirlemek kolay değildir. Göstereceğiniz gayret , sınıf arkadaşlarınızla ve Amerikalılarla geçireceğiniz zaman eğitiminizi büyük ölçüde etkileyen faktörlerdir. İlk aylar uyum sağlama döneminiz olacaktır. Orta derecede İngilizce biliyorsanız 3 aylık bir süre, kişiden kişiye değişiklik göstermekle beraber, yeterli olabilir. Amerika'daki dil okullarının sunduğu İngilizce eğitim programları şunlardır:
Standart Programlar: 
Haftada 20 saat uygulanan yoğun programlar, her iki haftada bir başlar. Her dil düzeyine uygun kurslar mevcuttur. En fazla 15 kişilik sınıflarda eğitim verilmektedir. Bu kursun temel amacı öğrencinin konuşma, yazma, dinleme, dil bilgisi ve özel bir konuda yeteneğini geliştirmektir.
Yoğun Programlar Haftada 28-30 saat arası uygulanan yoğun programlar, İngilizceyi daha hızlı öğrenmek isteyenler için uygun.
Özel Amaçlı ProgramlarÖzel amaçlı programlar, iş İngilizcesi, telaffuz, sözcük dağarcığının genişletilmesi, dil bilgisi, Amerikan kültür ve sineması gibi geniş bir yelpazede sunulur. Katılımcı, genel İngilizce yanısıra ilgi alanına yönelik bir konuda ders ve seminerler izleyebilir. Bu programlar "English for Special Purpose" olarak adlandırılırlar. Bu tür programlara en çok mühendisler, hukukçular, turizmciler ve yöneticiler ilgi gösterirler. En az orta düzeyde İngilizce bilgisi olanların katılabileceği bu programlar ABD'nin tüm eyaletlerinde düzenlenmektedir. En gözde programlar İngilizce ve Turizm, İş İdaresi, Mühendislik, Tıp, ve Amerikan Edebiyatı'dır.
İş Dünyasına Yönelik Programlarİş dünyasına yönelik dil programları, özel ve devlet şirketlerinde orta ve üst düzey yöneticilik yapanlar ve işadamları için düzenlenmiştir. Bu programlar, katılımcının genel İngilizce dil bilgisi yanı sıra, iş yaşamıyla ilgili özel kavramları öğrenmesini ve pratik olarak kullanmasını amaçlar.
TOEFL'a Hazırlık ProgramlarıTOEFL'a hazırlık programları, İngilizce eğitim veren herhangi bir üniversitede eğitim yapmak isteyenler için düzenlenir. Programların süresi 4-24 hafta arası olabilir. Haftada 25-30 saat izlenir. Bu programlara İngilizce dil düzeyi en az orta ve üzeri olan öğrenciler katılabilirler. Sınıflarda ortalama 14 öğrenci bulunur.
Tatil Dönemlerinde Sunulan ProgramlarAmerika'nın birçok eyaletinde özellikle bağımsız dil okullarınca düzenlenen birçok yaz okulu bulunmaktadır. Bu okullarda farklı uluslardan öğrenciler 2-10 hafta arası süren dil programlarını takip edebilirler. Bu programlara 8 yaş ve üzerinde herkes katılabilir. Öğrenciler sabahları İngilizce dersleri yanısıra, yüzme, tenis, binicilik ve golf gibi çeşitli sporlara katılır; ayrıca birçok sosyal ve kültürel etkinlik ve gezilere iştirak edebilir.

Bitmeyen çile: Sınav


Sınavlarımızın adlarını büyük harfli kısaltmalarıyla sayarken iş bulmacaya dönüşüyor; insanın kafası karışıyor: YGS, LYS, YDS, KPSS, DGS, ALES, TUS, ÜDS, yürürlükten kaldırılan SBS... Her aday kendi sınavının ateşiyle yanıyor. Biri bitmeden öteki başlıyor


Hasan Öztürk'ün yazısı
Türkiye, artçı şokları hiç kesilmeyen sınav depreminin fay hattında duran bir ülke görüntüsünde.
Sınavın ardından merakla beklenen “sonuç”, pek çok kişinin geleceğine yön verecek.
Sınavlarının türü ve çokluğuyla bilinen ülkemizde doğrudan ve dolaylı olarak, her birimiz bir yanıyla sınavlarla ilgilenir olduk. Bu bakımdan, yüzdelik başarı ölçüsüyle sınanan adaylar kadar başkaları da -aileler, eğitimciler vs.- sınav yorgunudur.

Sınavlarımızın adlarını büyük harfli kısaltmalarıyla sayarken iş bulmacaya dönüşüyor; insanın kafası karışıyor: YGS, LYS, YDS, KPSS, DGS, ALES, TUS, ÜDS, yürürlükten kaldırılacağı söylenen SBS... Ateş, düştüğü yeri yakar sözüne benzerlikle, her aday kendi sınavının ateşiyle yanıyor. Biri bitmeden öteki başlıyor sınavların ve iç yangını devam ediyor.

Gelecek sınava tabi

Sınavlarla ilgili benzer pek çok eleştiriden sonra durulan ortak nokta, başka türlü seçim yapmanın mümkün olmadığıdır. Her birimiz, en iyinin kendimiz olduğuna inanıyor ve bizden üstün bir başkasına öncelik vermeyi kesinlikle düşünmüyorsak sınavın adaletinden başka güvenilir seçenek yok demektir. Geriye kalıyor sınavların uygulama biçimi ve seçilenlerin niteliği. Elenenlerin hayal kırıklığıyla uğraşacak zaman mı var?

Hoca’nın, aradıklarını bulmak için elini sazın sapında gezdirenleri yeren fıkrası gibi biz de her yıl sınavların S’siyle uğraşıyoruz, aradığımızı bulmak için: Ad değiştiriyoruz, sayıları azaltıp çoğaltıyoruz, uygulama biçimini başkalaştırıyoruz vs. Potansiyel adaylar her yıl mevcut nasıl olsa; onlar her tür uygulamaya boyun eğerler.

Eğitim programlarının uzun zamana yayılan beklentileriyle, sınavların pratik sonuç kurguları bir türlü örtüşmez bu ülkede. İlkokul çocuğunun
seviyesindeki bir matematik işlemini 2010 YGS’de altı yüz bine yakın adayın yapamamış olmasından yakınan ÖSYM Başkanı, haklı olarak “eğitimde tehlike çanlarının çaldığını” söylüyor (Star, 14.06.2010).
Bu durumda, “eğitimin kalitesi” tartışılırken yargılanması gereken belleği güdükleştirilen “öğrenciler” mi yoksa onların eline lise diploması vererek mezunlarını sınava gönderen “yetersiz eğitim/ciler” mi? Sınavlar, öğrenciyi sıkboğaz ediyor, eğitimden uzaklaştırıyor. Eğitim programlarında yazılanların aksine uygulamalar öğretim/bilgi ölçüsünü öne çıkarıyor. Eğitimin evrenselliği ile öğretimin sıradanlığı arasında bocalayan öğretmen, öğrencinin test sorularının şıklarına takılmış, maraton parkurunun kenar çizgileri gibi içerdeki hengâmeyi seyrediyor.

Okul müdürleri, kendilerinden istenilen yüzdelik hesabı doğru verebilmenin telaşında; kim bilir, lise eğitimi süresince bir kez olsun günaydın demediği ve belki de adını bile bilmediği herhangi bir öğrencisinin sınavdaki doğru cevaplı şıklarıyla basamak atlamayı bekliyor. Sınavlarda yarışmak elbette ki güzel lakin gençlerimize yaşanacak hayatın ve üstlenilecek sorumlulukların, şıklardan birini işaretlemek olmadığını nasıl anlatacağız, bunu kim/kimler kavratacak?

Sınav süresinin aday başarısını ölçmede yeterli olmadığı/olamayacağı, hemen her kesimin sıklıkla dillendirdiği bir eleştiridir. Hemen her tür sınavın bitiminde sınav sorularıyla ilgili tartışmalar başlar; sınav sorularından birkaçının, yanlış olduğu gerekçesiyle, iptal edildiği bile olur. Düşünün ki üzerine KPSS kâbusu çökmüşken YGS veya LYS’ye giren bir adayın, o gergin ortamda “bir dakikalık” sürede bir soruyu yanlış yapma hakkı yoktur ancak soruları bir yıllık sürede hazırlayan ÖSYM komisyonu yanlış yapabilir.(ÖSYM’nin sınav sorularındaki Türkçe yanlışları ayrıca ele alınmalıdır.) Sınava giren örencilerden kim bilir kaçı, yalnızca bir soruluk eksiği için sınavı kaybeder; bir ömürlük umutları yok olur. Soruları yanlış hazırlayarak iptaline neden olan komisyon üyelerinden herhangi bir ceza alan ya da görevine son verilen var mı, kimse bilmiyor. Test tekniğinin, öğrencilerin düşünme ve anlatma becerilerini olumsuz etkilediği de sınavların olumsuz sonuçlarından biridir.

Ne çok şey yazılıp söylenmiştir bu konuda: fıkralar, makaleler, öyküler, seminerler, açıkoturumlar... Yıllardır, diyenler dedikleriyle kalır; uygulamalar devam eder. Sınavların konumu
bir yana; her bir sınavın, seçerek bir üst okula gönderdiği öğrencilerden, öğretmelerinin bir türlü memnun ol(a)mayışı, bu bağlamdaki tartışmaların, yakın gelecekte gündemden düşmeyeceğini gösteriyor.

Değerin yüzdelik dilimin

Sonuç; acılı bir hüzün tablosu, nerden baksak “bir tutarsızlık”... Gencecik canlar, gözlerimizin önünde bir bir gidiyor elimizden, varlıklarının hiçbir izi kalmadan. Okul binalarını içten ve dıştan kameralarla gözetlediğimiz kadar gençlerin iç dünyalarına bakamıyoruz ne yazık ki. Sınav, çevresinde akıl almaz büyüklükte bir ekonomik sektör oluşturarak neredeyse kutsal bir öğretiye dönüşüyor.
Sınav sonuçlarının yüzdelik başarı oranları için toplantı üstüne toplantı yapılırken bu ülkede intihar eylemleri günlük bir haber olarak geçiştiriliyor. İnsanın, uğrunda yaşanmaya değer idealleriyle var olduğunu, yolun başındaki gençlere, benimsediğimiz değerleri önemsediğimizi göstermekle mümkün olabileceğini düşünüyorum. Sahi, biz ne için yaşıyoruz ve bizden sonrakilere söylenecek sözümüz nedir?

Star

Bu Pazarın Dili İngilizce


Antalya´nın Kaş İlçesi´ne bağlı Kalkan Beldesi´nde perşembe günleri kurulan semt pazarının müşterilerinin büyük çoğunluğu İngiliz olunca, pazarda da alışverişlerde İngilizce kullanılıyor.

Beldede belediyeye kayıtlı 3 bine yakın konutun üçte biri İngilizlere ait. Otellerde ve pansiyonlarda tatil yapan turistlerin de büyük çoğunluğu İngiliz. İngilizlerin neredeyse çoğunluğu elde ettiği Kalkan´da Perşembe Pazarı´nın müşterilerinin büyük çoğunluğunu da İngilizler oluşturuyor.

Pazarcılar, semt pazarlarından alışık olunduğu gibi bağıra-çağıra satış yapmayı tercih etmiyor. Turist fiyat veya satın alacağı malla ilgili bir şeyler sorarsa Türk satıcılar İngilizce yanıt veriyor. Perşembe Pazarında tezgahlarda daha çok, baharat, giyecek, yiyecek, süs eşyaları, çanta, kemer, takılar, kumaş ve el işi ürünler satılıyor. Pazarın bir bölümü de sebze ve meyve için ayrılmış. Pazara Kalkan´ın yanı sıra, Patara, Kaş ve Fethiye´de tatil yapan çoğunluğu İngiliz turistler de geliyor.

Kalkan pazarında baharat satan Kemal Yabacı, müşterilerinin yüzde doksanının yabancı turist, bunların büyük bölümünün İngiliz, diğerlerinin de Alman olduğunu söyledi. Kalkan pazarının hareketli olduğuna değinen Yabacı, "Kalkan pazarındaki alışverişten çok memnunum" dedi.

Kalkan´a ilk kez gelen İngiliz Alex Sammers de, Kalkan Pazarı´nın çok ilginç olduğunu, hem gezdiğini, hem de alışveriş yaptığını anlattı.

İngiliz Jean Round ise, "Kalkan´a dördüncü kez tatile geliyorum. Çok güzel, çok temiz bir yer. Kalkan pazarı çok ilginç. Tatil süresince her hafta mutlaka geliyorum. Özellikle giyecek alıyorum" dedi. İngiliz Keith Harper de, Londra´da yaşadığını, Kalkan Pazarı´nda fiyatların çok uygun olduğunu, birçok ihtiyacını Kalkan´dan karşıladığını belirtti.


Ahmet ACAR/KAŞ, (Antalya- DHA)


Kaynak: http://haber.turk.net/SAM/2540498/Bu-Pazarin-Dili-Ingilizce

Takip Ettiğim Bloglar: